13 Ocak 2016 Çarşamba

çoğunluğun karanlığı



karanlık güçtü, kim ona hükmederse kazanırdı. bazıları da gücün karanlık olduğunu söyledi. sesler daha çıkar çıkmaz soluklaşıp gidiyordu. kim konuşuyordu, ne amaçla söz alıyordu? kimse bilemiyordu. karanlık, sadece görüntüleri perdelememişti, görmeye alışık insanların tüm zihinsel faaliyetleri aksıyordu. keşke dedi karanlıktakilerden biri: “görmeye bu kadar alışmasaydık. şimdi ne yapacağımızı seçemiyoruz!” karanlıkta kaldıkları için konuşuyorlardı. birbirlerini görmeden, kime söylediklerini bilmeden. kimse diğerine güvenemiyordu. kim, kimin tarafında belli olmuyordu. “karanlığın içindeyiz hepimiz ama aynı tarafta değiliz! karanlık bu yüzden devam ediyor. işte bu yüzden ayağa kalkıp, ışığı aramaya başlamalıyız! aynı yerdeyiz, aynı taraftayız hepimiz, bunu görmemiz gerek arkadaşlar!” inançla söylenen bu sözler karşılık bulmadı. sesin sağ tarafından geldiğini anlayan biri, bir yumrukla sözleri söyleyeni yere devirdi. “şerefsiz hain!” diye bağıran kişinin de kim olduğunu hiç kimse bilemedi. kırılan kemikler, inlemeler işitildi. karanlıkta, herkes işittiği sese kulak kabarttı bir süre. söz alanların sesi kesildikçe, karanlıktakiler suskunlaştı. durduk yere dövülmek, öldürülmek istemiyorlardı. bir umut belki karanlık biterdi, sağ salim herkes ışığa kavuşurdu. bu kör umut yüzünden sessizliğe gömülmeyi tercih etti çoğunluk. karanlık, çoğunluğun karanlığıydı.

ocak/ 2004/ ankara

2 yorum:

karanlıktaki sarı kafa dedi ki...

o zaman abi karanlıkta seni görmeden benden bir camel-never let go dinlemeni istiyorum. bu parçayı bana sen sevdirmiştin sevgiler.

ismail pelit dedi ki...

dinliyorum. şimdi.